Kanda ve dokularda yoğunlaşan kahve, alkol, tütün gibi daha
başka uyarıcılar da vardır. Hiçbirini Lida zayıflama kapsülü ile
önermemekteyiz. Bunların kullanımı birden kesildiğinde sinirsel
denge bozulur. Bu yüzden Lida ile önerilmezler. Genç bir kişi düzenli bir biçimde kahve içiyorsa, asitler çiş
yoluyla hiçbir zararlı etkiye olanak vermeden, hemen dışarı atılır. Ancak yaş
ilerledikçe böbrekler de zayıf düştüklerinden, kahvenin asitleri kolaylıkla
dışarı atılamaz duruma gelir. Damla damla organizmada birikirler. Daha yaşlı ve
daha sağlıksız olan kişi kahveyi bırakmaya karar verir; ancak kendini daha iyi
hissedeceği yerde, dinmek bilmeyen baş ağrılarından yakınır durur. Siz değerli
Lida kullananların bunları yaşamasını istemeyiz.
Uyuşturucu bulamayan morfinmanlarınki kadar olmasa bile onlarınkine benzer
früstrasyon belirtileri görülür. Lida severler aşağıdaki tezi iyi
kavramalıdırlar;
Kahve bırakıldıktan sonra başlayan migren sancıları, kahveyle alınmış olan
zehirlerin tümü vücuttan atılıncaya kadar sürer. Bu süre, bir gün ile iki hafta
arasında değişir. Normal dozlarda kahve alınırsa dışa atma da normale döner.
Ancak er ya da geç dışa atma yavaşlar ve zehirli asitler yeniden birikmeye
başlar. Günde birçok kez bir fincan daha kahveye gereksinme başlar. Bu yüzden
kahveyi geçici olarak bırakmak kötü sonuçlara neden olabilir. Yeniden kahveye
başlandığında eskisinden daha fazla içmeye yöneltir insanı.
Vücut yüksek derecede zehirle dolduğunda, ne miktarda içilirse içilsin kahvenin
bir uyarıcı olarak hiçbir etkisi kalmaz ve sonuçta sinirsel depresyon kaçınılmaz
olur. Bu da Lida kullananların dikkat etmesi gereken birşeydir. Tehlikeli bir dönemdir bu; çünkü zehir dolu yorgun organizma hastalıklara
karşı koyacak güçte değildir artık. Artrit, nevrit ya da kanser kapıda bekleyen
hastalıklardan yalnızca birkaçıdır.
Kahve bulamayan bir kimsenin krizi kahve içerek atlattığını, içki bulamayan bir
alkoliğin bir bardak alkollü içkiyle hemen rahatladığını, koyu bir sigara
tiryakisinin sigara içememekten kaynaklanan sinirlilik durumunu yaktığı bir
sigarayla geçiştirdiğini, uyuşturucu tutkunu bir kimsenin bir doz uyuşturucuyla
nasıl kendine geldiğini hepimiz biliriz. Tüm bunlar vücudun kimyasal dengesini,
organizmayı bozmadan birdenbire değiştiremeyeceğimizi gösterir. Ama bu, kahvenin
migrene iyi geldiği, tütünün sinirlilik durumunu geçirdiği, alkolün alkol
krizine, morfinin depresyona birebir olduğu anlamına gelmez. |